Anestezi Doktoru Ne Muayenesi Yapar?
Bugün, Kayseri’nin sabahına uyanırken içimde bir huzursuzluk vardı. Havanın serinliği, bu sabahı sıradan kılmak yerine, bir şeylerin yanlış olduğunu hissettiriyordu. Geçen gece yazdığım günlüğü hatırlıyorum. O kadar çok şey var ki kafamda, ne yazacağımı bilemiyorum bazen. Bugün de o günlerden biri. Ama bir an geldi, tüm bu karışıklığı ve kafa karışıklığını unuttum; çünkü bir şey sormam gerekiyordu: Anestezi doktoru ne muayenesi yapar?
Bir Hastanın İlk Anı
Bir hastanın gözlerindeki korkuyu ilk defa gördüğümde, yıllardır bu mesleğe başlamayı düşünmemin nedenini anlamıştım. Geçen hafta, hastalarımı hazırlarken bir kadının gözlerinde kaybolmuş bir umut gördüm. Onun ne yaşadığını bilemezdim tabii ama o an ne hissettiğimi çok iyi hatırlıyorum. Anestezi uzmanları genelde hastaların en karanlık korkuları ile yüzleşir, o korkuların içinden geçer, onları rahatlatmaya çalışır. Ama bu, her zaman kolay bir şey değil.
Kadının yüzü gergindi. Gözleri kocaman, yerinde sabitlenmiş gibi, ve bir an için, bir insanın bilinçli olarak uyandırılma korkusunun her şeyden önce geldiğini düşündüm. Düşünsenize, uykunun derinliklerinde kaybolmuşken, aniden birisinin size neler olduğunu hatırlamanızı sağlaması… Korkunç.
Benim işim, onu bu korkusundan bir nebze olsun kurtarmaktı. Ama önce, yapmam gereken şeylerden biri, Anestezi muayenesi dediğimiz süreci doğru şekilde gerçekleştirmekti. Bu sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal bir durumdu. Çünkü bir anestezi doktoru olarak, sadece tıbbi açıdan değil, bir şekilde o an hastanın ruh halini de anlamak zorundasınız. İşte o noktada bir “doktor” olmaktan çok, insan oluyorsunuz.
Korku ve Güven
Anestezi muayenesi, her zaman fizyolojik ve psikolojik bir dengeyi gerektirir. Kadın, işlem öncesi stresinin her halinden belli oluyordu. “İşlem sırasında uyuyacak mıyım? Uyanırsam ne olur?” diye sordu. Duygusal olarak, gerçekten onun yerinde olmak istemezdim. Ama bir an için, o anı, kendim gibi birinin yaşadığını düşünerek, ona güven vermek zorundaydım. Anestezi muayenesi, sadece vücudun her yönünü gözden geçirmek değil, aynı zamanda o güveni kurmaktı. Hastanın kalp atışlarını, tansiyonunu, genel durumunu kontrol ettikten sonra, ona bu sürecin nasıl geçeceğini anlatmam gerektiğini biliyordum.
İçimde bir anda o “insan” tarafım devreye girdi. “Bunun nasıl bir his olduğunu bilmek bile zor” dedim içimden, “ama yapabileceğimiz en iyi şey, hastaya huzur vermek.” O an hastaya vereceğiniz söz, tüm dünyanız olabiliyor. Onun hissettiği güven, sizin hastaya yapılacak işlemin sonucu kadar önemli bir hale geliyor.
Evet, anestezi doktoru hastasının kan tahlilini, EKG’sini, genel sağlık durumunu kontrol eder. Ama bu sadece işin ilk kısmıydı. Asıl iş, hastayı zihinsel olarak hazırlamaktı. Çoğu insan bu noktada korkar. Bunu normal karşılıyorum, çünkü bilinçli bir şekilde uyandırılma fikri, doğrudan insana hitap eder. Ama işin diğer boyutları da vardı. Duygusal, belki de felsefi boyutları.
Umut ve Güven Verme
Benim için, o kadına güven vermek, en az işlem kadar önemliydi. Anestezi doktoru olarak, hastanın rahatlaması ve sakinleşmesi için yapabileceğim şeyleri anlatmaya başladım. “Siz uyurken, sadece size en iyi şekilde bakılacak” dedim. O anda, gözlerindeki korku bir nebze azalmış gibiydi. Ama ben her şeyin geçici olduğunu biliyordum. Geçmişte, aynı kadın gibi endişelenen sayısız insan gördüm. Her biri, o an ne hissettiğini sadece tanrı bilir diye düşündüm. Ama işim, onların içinde bulunduğu bu anı, en azından daha az korkutucu hale getirebilmekti. Bunu nasıl başardığımı, nasıl başarmam gerektiğini, duygusal olarak ne yapmam gerektiğini hatırlayamıyorum. Ama bir şey vardı; bir şey vardı ki o kadın uyumaya başladığında, güven verici bir bakış atarak kendisine “Her şey geçecek” demiştim. O bakış, o güven, her şeydi.
Her an, her saniye, anestezi süreci, doktor ile hasta arasındaki güven ilişkisini sınar. Ve bazen, hastanın kalp atışlarına değil, duygusal huzuruna bakarak, yapmanız gereken şeyi anlarsınız. Bu sadece vücutla ilgili değil, her şeyden önce ruhsal bir süreçti.
Sonraki Anlar
Anestezi doktoru olarak, işlemin sonunda hastayı uyandırdığınızda, gözlerindeki o boş bakışları görmek de bir başka duygusal yüktür. Uyandıktan sonra, her şeyin düzgün olduğunu görürsünüz ama o ilk an… O an, hastanın sizi tanıdığı ilk andır. O an, onun güvenini tekrar kazanmak zorundasınız.
Kadın yavaşça gözlerini açtı, ilk başta şaşkınlık vardı. Sonra bir rahatlama ifadesi belirdi. İçimden bir nefes aldım. Çünkü her şey tam da olması gerektiği gibi gitmişti. O an, gerçekten hastalarımı en iyi şekilde anlamam gerektiğini düşündüm. Zihinsel olarak onlarla iletişim kurarak, sadece fiziksel değil, duygusal anlamda da onlara yardımcı olabiliyordum.
Sonuç
Hastaların gözlerindeki güveni ve rahatlamayı görmek, her anestezi doktorunun yaşaması gereken bir duygu. “Anestezi doktoru ne muayenesi yapar?” sorusunun cevabı yalnızca fiziksel değil, duygusal bir süreçtir. Çünkü bir hastanın kalbi atarken, hissettikleri de kalbinde bir yer eder. Her an, her bakış, her muayene, sadece tıbbi değil, bir duygusal bağ kurmayı gerektirir. Anestezi uzmanları için, bu yolculuk, sadece bir iş değil, bir anlam, bir görev ve en önemlisi, bir insanın iç dünyasına dokunma fırsatıdır.