İçeriğe geç

Geniş davranmak ne demek ?

Geniş Davranmak Ne Demek?

Geçmişi anlamadan bugünü tam olarak yorumlamak imkansızdır. Tarih, sadece eski olayları öğrenmekten çok, toplumsal yapıları, kültürel değişimleri ve bireylerin yaşam biçimlerini daha derinlemesine kavrayabilmemiz için bir anahtar sunar. Her bir dönemin kendine has özellikleri ve sosyal normları, bizlere bugünü nasıl şekillendirdiğimizi ve geleceğe nasıl yön verebileceğimizi anlatır. Peki, bir kavram olarak “geniş davranmak” ne anlama gelir? Bu ifadeyi tarihsel bir perspektiften ele aldığımızda, karşımıza sadece kelimeler değil, toplumların ideallerine, düşünsel yapısına ve evrimlerine dair önemli izler çıkar.

Geniş Davranmak: Tanım ve Köken

“Genş davranmak” ifadesi, halk arasında sıkça kullanılan ancak anlamı zamanla evrilen bir terimdir. İlerleyen yıllarda, bu terim yalnızca bireysel davranışları değil, aynı zamanda toplumsal normlar ve genişleme anlayışları ile de ilişkilendirilmiştir. Peki bu terim nereden çıkmıştır ve tarihsel olarak nasıl şekillenmiştir?

Türk dilindeki “geniş davranmak” ifadesi, “cömert olmak”, “hoşgörülü ve anlayışlı olmak” gibi anlamlarla ilişkilendirilmiştir. Ancak bunun daha ötesinde, farklı bir sosyal bağlamda daha derin bir anlam kazanmıştır. 15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun geniş sınırlarında, imparatorluk yönetiminin toplumsal tutumları, bireyler arasında “görüş açıklama”, “özgürlük” gibi anlayışların inşa edilmesinde önemli bir etken olmuştur. Bu anlamda, geniş davranmak, geniş bir hoşgörü ve anlayış sınırlarına sahip olma, farklılıkları kucaklayabilme yeteneği anlamına gelmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu: Geniş Davranmanın İlk Adımları

Osmanlı İmparatorluğu’nun zirve döneminde, yönetim anlayışı ve toplumdaki bireylerin birbirleriyle etkileşim biçimleri, “geniş davranma” kavramının toplumsal olarak ilk kez şekillendiği bir dönem olmuştur. Osmanlı’da çok farklı etnik kökenlerden gelen halklar, farklı inançlar ve yaşam biçimlerini barındıran bir yapıda yaşamışlardır. İmparatorluğun çok uluslu yapısı, idari anlamda da hoşgörü ve geniş bir anlayışı gerektirmiştir.

Özellikle İstanbul’da, farklı milletlerden, dinlerden ve mezheplerden insanlar bir arada yaşamış; bu durum da toplumun, farklılıklara karşı daha geniş davranabilmesine olanak sağlamıştır. Sadece Osmanlı’nın yönetim anlayışının hoşgörüsünü değil, o dönemdeki günlük yaşamda insanlar arasında da aynı hoşgörünün ve anlayışın varlığını gözlemleyebiliriz. Toplumlar, birbirlerini yargılamadan, genellikle uzlaşıya vararak bir arada yaşamışlardır. Bu noktada, “geniş davranmak” demek, toplumsal düzeni korumak adına farklı fikirleri, dinleri ve yaşam biçimlerini kabul etmek anlamına geliyordu.

19. Yüzyıl: Modernleşme ve Bireysel Özgürlük

19. yüzyıl, hem Osmanlı İmparatorluğu hem de dünya genelinde önemli toplumsal dönüşümlerin yaşandığı bir dönemdi. Bu dönemde, “geniş davranmak” kavramı, daha çok bireysel özgürlük ve toplumsal yeniliklerle ilişkilendirilmeye başlandı. Avrupa’da Aydınlanma hareketinin etkisiyle, bireysel hak ve özgürlükler üzerine düşünceler arttı. Felsefi ve politik düşünceler, insanların sadece bir devlete karşı değil, toplumun genelinde de daha özgür olmaları gerektiğini savunuyordu. Bu dönemde, bireylerin kendilerini daha geniş bir şekilde ifade etme hakları sorgulandı.

Osmanlı İmparatorluğu’nda, Tanzimat ve Islahat Fermanları gibi dönüm noktaları, geniş davranma anlayışının toplumsal yansımasıydı. Bu fermanlarla, Batı’nın modernleşme anlayışını kabullenerek, Osmanlı toplumu hem içsel hem de dışsal anlamda daha geniş bir perspektife sahip olmaya başladı. Bireysel hak ve özgürlükler ön plana çıkarken, toplumun farklı katmanları arasında da hoşgörü, genişlik anlayışı arttı. Bu dönüşümde, toplumsal eşitlik ve adil yönetim gibi idealler de önemli bir yer tutar.

20. Yüzyıl: Modern Toplumlarda Geniş Davranmak

20. yüzyıla gelindiğinde, geniş davranmak kavramı artık sadece bireysel değil, toplumsal bir olgu haline gelmeye başlamıştır. İnsan hakları hareketlerinin hız kazanması, özgürlükler ve eşitlik üzerine daha yoğun tartışmaların yapılması, toplumlarda daha geniş davranma anlayışının yerleşmesini sağlamıştır. Bu dönemde, “geniş davranmak” toplumsal eşitsizliklerin giderilmesi ve farklılıkların hoşgörüyle kabul edilmesi anlamına gelmektedir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki medeni haklar hareketi, Güney Afrika’daki ırkçılıkla mücadele ve Avrupa’daki kadın hakları mücadelesi, bu geniş davranış anlayışının modern toplumlarda somut örnekleridir.

21. Yüzyıl: Dijitalleşen Dünyada Geniş Davranmak

Bugün, dijitalleşen dünyada geniş davranmak, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı, sosyal medyanın etkisiyle daha da karmaşık hale gelen bir kavramdır. Bilginin hızla yayıldığı, dünya çapında etkileşimlerin arttığı bu dönemde, geniş davranmak sadece yerel bir toplumun hoşgörüsü ile sınırlı kalmayıp küresel bir anlayışa dönüşmektedir. Ancak, dijital çağda, geniş davranmanın getirdiği hoşgörü ve anlayış kadar, nefret söylemleri ve kutuplaşmalar da artmıştır.

Bugün, sosyal medya platformlarında hemen her gün, farklı düşünceler arasında bir çatışma yaşanmaktadır. Bu durumda, “geniş davranmak”, sadece kişisel ve toplumsal düzeyde değil, dijital platformlarda da geçerli bir kavram haline gelmiştir. İnsanlar, farklı görüşleri kabul etme, başkalarının düşüncelerine saygı gösterme ve toplumsal bir uzlaşı arayışı içine girme noktasına gelmişlerdir.

Gelecekte Geniş Davranmak: Bir Toplum Olma Hedefi

Gelecekte geniş davranmak, sadece daha hoşgörülü olmakla kalmayacak, aynı zamanda daha kapsayıcı bir toplum inşa etme anlayışına dönüşecektir. Teknolojinin daha da gelişmesiyle birlikte, küresel ölçekteki toplumsal yapılar birbirine daha yakın hale gelmiştir. Bu durum, geniş davranmanın daha önce hiç olmadığı kadar önemli olduğu bir dönemi işaret etmektedir. Fakat bu geniş davranış anlayışı, kolayca yayılabilir olmasına rağmen, toplumsal ve bireysel sınırlamalara da takılmaktadır.

Sonuçta, geniş davranmak kavramı, tarihsel süreç içinde değişen ve şekillenen bir toplumsal değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Geçmişten günümüze kadar, geniş davranmak; hoşgörü, bireysel özgürlük ve toplumsal uzlaşı anlamına gelmiş ve bu anlamı ile toplumu şekillendirmeye devam etmektedir. Peki, günümüz toplumları, geçmişin bu değerlerini ne kadar koruyabilmektedir? Dijitalleşen dünyada geniş davranmak, toplumları daha da yakınlaştırabilir mi, yoksa daha fazla kutuplaşmaya mı yol açacaktır?

Kaynaklar:

1. Foucault, Michel. Disiplin ve Ceza. 1975.

2. İsmail, Hakkı. Osmanlı İmparatorluğu ve Tanzimat Dönemi. 2002.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet